İÇİNDEKİLER
Giriş..........................................................................................................................1
Atasözlerinde
Anlamsal
Farlılıkların Alfabetik
Karşılaştırılması.........................2
Kaynakça..................................................................................................................8
GİRİŞ
Her
milletin var
oldukları günden bu güne geçirdikleri tarihsel
süreçleri
vardır. Bu süreç içerisinde yaşayış şartlarında
birtakım
değişiklikler olmuştur. Türk Milleti de tarihsel
süreci çok
hareketli olan milletlerden biridir.
Asya'dan
tabiat ve
sosyal nedenlerden dolayı göç eden Türk Milleti,
göçebe bir
süreç geçirmiştir. Anadolu'ya gelmeleri ile birlikte
yerleşik hayata geçerek, küçük bir aşiretten üç
kıtayı
hakimiyeti altına alan imparatorluk kurmuşlardır.
Sosyal,
kültürel ve
dini yönden değişen şartlar toplumun fertleri
üzerinde
etlikili olmuştur. Bireylerin yaşayış karşısındaki
tavırları
ve hayata karşı olan bu duruşun dile getirilmesiyle
atasözleri oluşmuştur. Atasözleri, halkın
felsefesidir.
Dilinden çıktıkları milletin fikirlerinin ne
mahiyette
olduğunu anlatır. Hikmet taşıyan vecize niteliğinde
klişeleşmiş ifadelerdir. Bir olay ya da oluşumun eş
veya
benzer manasını ihtiva eden halk felsefesini dile
getirir.
Mutlaka hüküm taşırlar. Önceden yaşanmış tecrübeleri
bir
cümlelik sözlerle veya cümlelerle gelecek nesillere
taşımanın yanı sıra onlara tavsiye niteliğinde olan
bu
ifadelerle geleceğe hazırlarlar. Büyük çoğunluğu
anonim
olan, kimin tarafından ve ne zaman ortaya çıktığı
belli
olmayan, ait olduğu toplumun asırlar boyu
karşılaştığı
olaylardan ve tecrübelerden ilham alarak ortaya
konulmuş
tecrübelerdir.
Atasözü,
Doğu
Türklerinde �sav�diye isimlendirilmiştir. �söz,
haber,
mektup�anlamına
gelen atasözleri, Türk Edebiyatında ilk
defa Orhun Abideleri'nde bulunmaktadır.
Örneğin:
�Yinçge
eriklig üzgeli�( Ağaç yaş iken eğilir.).
Divân-i Lügât' it
Türk'de 290 adet atasözü bulunmaktadır.
Örneğin:
�ag taga
kafışmaz kişi kişigga kafışır�( Dağ dağa kavuşmaz
insan
insana kavuşur).
Kısaca,
atasözleri
söyleyen kişi veya kişilerin içinde bulundukları
çevrenin,
rûh hallerine etkileri sonucu sözlerin
şekillenmesinde
etkilidir. Dolayısıyla kişilerin bir olay karşısında
etkilenmeleri farklı olmuştur ve psikolojileri
olaylara
bakış açısını etkileyerek farklı anlamlar
yüklemelerine
neden olmuştur. Sosyo-kültürel şartların kollektif
psikolojideki farklı yansımaları, atasözlerin de
anlamda
farklı yorumlanmalarına neden olmuştur. Buradan
hareketle
aşağıda alfabetik sırayla anlamsal farklılık ortaya
konulmaya çalışılmıştır.
ATASÖZLERİNDE
ANLAMSAL
FARKLILIKLARIN ALFABETİK KARŞILAŞTIRILMASI
-A-
Aç kurt bile komşusunu dalamaz.
Aç kurt
komşusunu
yer.
Aç ölmez
benzi
sararır.
Aç ölmez
gözü
kararır, susuz ölmez benzi sararır.
Adam adam
demekle
adam olmaz.
Adam adam
sayesinde
adam olur.
Akçesi ucuz
olanın
kendisi kıymetli olur.
Ucuz etin
suyu kara
olur.
Allah
kulunu darda
komaz.
Allah
sevdiğine dert
verir.
Altı
üstünden belki
iyi çıkar.
Altı
üstünden iyi
derlerse inanma.
Âr insana,
kâr
hayvana yakışır.
Âr dünyası
değil, kâr
dünyası.
Ateş
yanmadan duman
çıkmaz.
Ateşi
yanmadan dumanı
çıkar.
Atın
dorusu, yiğidin
delisi.
Atın
ürkeği, yiğidin
korkağı.
-B-
Bal tutan
parmağını
yalar.
Balı
parmağı uzun
olan değil, kısmeti olan yemiş.
Baş nereye
giderse
ayak da oraya gider.
Başı baş
eden ayak,
ayağı baş eden dayak.
Bekarlık
sultanlıktır.
Bekarlık
maskaralıktır.
Benden ırak
olsun da
Mısır'a sultan olsun.
Benden ırak
olsun da
cehenneme direk olsun.
Beyler
buyruğu
yoksula kan ağlatır.
Beylerin
sözü,
sözlerin beyidir.
Beyler sözü
gevherdir, sımak olmaz.
Bilen
söylemez,
söyleyen bilmez.
Bilen
söyler,
bilmeyen söyler.
Bir felaket
bin
nasihattan evlâdır.
Bir fena
kırk iyiyi
bozar, kırk iyi bir fenayı düzeltemez.
Bir göz
ağlarken öbür
göz gülmez.
Bir gözün
ağladıysa
bir gözün güldü.
Bir taş
attı iki kuş
vurdu.
Bir taşla
iki kuş
vurulmaz.
-C-
Çok söz
hamamda
yaraşır.
Çok söz
ozanda
yaraşır.
-D-
Darılmış
ise akşam
sahanlı kapakları göndermesin.
Darılmış
ise akşam
sahansız kapakları göndermesin.
Deliyi
düğüne
götürmüşler burası bizim evden beter demiş.
Deliyi
düğüne
götürmüşler burası bizim evden iyidir demiş.
Doğru
söyleyene ölüm
yoktur.
Doğru
söyleyeni dokuz
köyden kovarlar.
Dostun
attığı gül
onulmaz yara açar.
Dostun
attığı taş baş
yarmaz.
Düğün
pilavı ile dost
gönüllenir.
Düğün
pilavı ile
köpeğin karnı doymaz.
-E-
Eğri
bacanın tütünü
doğru çıkar.
Eğri
bakandan doğru
iş beklenmez.
Eğri
cetvelden doğru
iş çıkmaz.
Eğri
oturalım doğru
konuşalım.
El elin
eşeğini türkü
ile çağırır.
El el için
ağlamış,
başına kara bağlamış.
-İ-
İyilik eden
kemlik
bulmaz.
İyilik
etmedim ki
kötülük bulayım.
İyilik et
İyilik bul.
İyilik et
kele,
öğünsün ele.
İyiliğe
iyilik
olsaydı koca öküze bıçak olmazdı.
Besle
kargayı oysun
gözünü.
Her kime
iyilik
edersen sakın ondan kendini.
-K-
Kadı kızı
gibi
ayıpsız.
Kadı
kızında bile
kusur olur.
Kardeş
değil kara
taş.
Kanlım
olsun da
kardeşim olsun.
Kardeşdaki
yara
duvardaki kovuğa benzer.
Kardeş
kardeşi atmış,
yâr başında tutmuş.
Kardeş
kardeşi
bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
Kardeş
kardeşin ne
olduğunu ne öldüğünü ister.
Kavganın
iyisi boğaz
kavgası.
Kavganın
iyisi olmaz.
Kendin
kazan kendin
ye, kimseye minnet etme.
Komşu
komşunun külüne
muhtaçtır.
Komşu
ipiyle kuyuya
inilmez.
Komşu
komşudan huy
kapar, ayranına su katar.
Komşu
komşunun
tütününe muhtaçtır.
Komşu
komşuya lâzım
olur.
Komşuda
pişer bize de
düşer.
Kurdu
koyunla
barıştırır.
Kurt ile
koyun dost
olmaz.
-M-
Mart içeri,
pire
dışarı.
Mart
kapıdan
baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mart ayı
dert ayı.
Meyve
ağacına herkes
hizmet eder.
Meyveli
ağaç herkesin
gözüne diken olur.
Misafir
misafir
üzerine olur, ev ev üzerine olmaz.
Misafir
misafiri
sevmez, ev sahibi ikisini de.
Misafir on
kısmetle
gelir, birini yer dokuzunu bırakır.
-O-
ve
-Ö-
Ortak
gemisi yürümez.
Ortak
gemisi yürümüş,
elti gemisi yürümemiş.
Öfke baldan
tatlıdır.
Öfke ile
kalkan ziyân
ile oturur.
-S-
Sabreden
derviş
muradına ermiş.
Bir sabır,
iki sabır;
üçüncüde tut yatır.
Sakalım yok
ki sözüm
dinlensin.
Sakal
keçide de var.
Sarımsağı
gelin
etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Sarımsak
yemedim ki
ağzım koksun.
-T-
Tavşan dağa
küsmüş,
dağın haberi olmamış.
Tavşana
demişler ki:
Dağ sana küstü. Ben ona küsmem demiş.
Tenbele
�kapını ört�
demişler, �el eser örter�demiş.
Tenbeli
oduna
göndermişler, dağı yüklenip gelmiş.
-U-
Ucuz sirke
baldan
tatlıdır.
Ucuz etin
yahnisi
yavan olur.
Ucuzdur
illeti var,
pahalı hikmeti var.
-N-
Ne ekersen
onu
biçersin.
Kurt eniği
yine kurt
olur.
Turp ektim
şalgam
biçtim.
Buğdar eker
darı
çıkar.